Posted on: Eylül 16, 2025 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 0

Saatlerdir hep aynı yerde, kuş pislikleriyle dolu, eskiden olsa burun kıvırıp yanından geçip gideceği daracık bir bankta oturup kalmıştı. İçinde o alışılmış, garip sıkıntının olduğu güzel bir gündü. Öyle ki tüm şehir bu fırsatı kullanmak istercesine etrafında dönüp duruyordu. Arada bir bakışlarını bir iki saniyeliğine( ama daha fazla değil) içlerinden birinin üzerinde gezdiriyordu. Herhangi bir merak ya da bariz bir aşağılama barındırmayan bu bakışlar, yalnızca her yeni güne uyanmanın mecburiyetini taşıyan sitemli bir çift gözün vakit öldürüşüydü. Onların hepsine aşinaydı zaten o, daha fazlasını anlamaya tenezzül etmezdi artık. Olur da herhangi birine yönelik bir atılım gösterecek olsa dahi, peşini bırakmayan o üzücü yılgınlıkla gözlerini kaçırması fazla uzun sürmezdi. En sonunda yine kendine, belki hiç ısıtamadığı soğuk ellerine dönerdi. Kafasını uzun bir süre kaldırmaz, belki de böylece ne zamandır çözülü bağcıklarının farkına varırdı. Yeltenip yeltenmemekte kararsız kalırdı bir süre. Üşenir, çok sonra aceleye kaçmadan bağlamaya girişirdi onları. Muhtemelen hiç aklında yokken, tam hoş bir serinlik vurmuşken suratına, sırf bu yüzden kalkıp gidecekti oradan. Ayaktayken son kez bağladığı iplere bakacak, rahatlamış halde yürümeye başlayacaktı. Her ne zaman aylardır sonu gelmeyen o sıkıntı üzerine çöreklenecek olsa felaketi hemen hissederdi. Belki bu yüzden üç tekinsiz sokaktan sonra şehrin diğer bir ucundaki o küçük ve  köhne parkı hatırlayacak, bakışlarını eğri büğrü kaldırımlarda sürükleyerek kendini bitkin bir halde başka bankların yaşlı tahtalarına bırakma fırsatı kollayacaktı. 

Sena Öykü DUYAR

Merhaba, Öykü ben. Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde lisans öğrencisiyim, bir şekilde okumaya çalışıyorum. Bunun dışında da resime, edebiyata ve sinemaya ilgiliyim.

Leave a Comment