Aslında her şey bir seçimle başlar. Gözümüzü açtığımız sabahı yaşamak bile istemsiz bir seçimdir. Bugün ne giyeceğim, kahve mi alayım yoksa çay mı içeyim, oraya mı gitsem yoksa buraya mı gitsem…Ufacık gibi görünen ama kelebek etkisi gibi hayatımızın yönünü değiştirebilecek onlarca seçim.
Öyleyse dalalım bu sorunun derinliklerine: Biz mi seçiyoruz gerçekten yoksa zaten seçilmiş bir yolun içindeki figürler miyiz?
Asla basit bir soru değil çünkü düşündükçe farklı kollara ayrılıp farklı yerlere çıkıyor cevaplar ve bu derinlik içinde kayboluyorsun. Hatta bence bu sorunun farkına vardığın zaman insanın kafasını en çok kurcalayanlardan biri. Bazen yaşadığın bir olay sana der ki: “Bu olacakmış, ne yapsan değişmezdi.” Ama bazen de dönüp dersin ki, “Şurada farklı davransaydım, her şey bambaşka olurdu.” İşte tam burada devreye kader giriyor.
Kader: Bir Harita Mı, Yolculuk Mu?
Kaderi çoğu zaman “olacak olan” diye tanımlarız. Sanki biz hiçbir şey yapmasak da o olacakmış gibi. Ama diğer bir taraftan harita olarak düşündüğümüzde gideceğin yer bellidir belki ama o yere nasıl, hangi yoldan kimle gideceğin sana bırakılmıştır, sen seçersin. Bu olay bana biraz şey gibi geliyor, hani bir tablo alırsın ama tablo çizilmiştir ve nasıl boyayacağın sana bırakılmıştır ya, bir nevi onun gibi.
Kimi der ki “Kader, Allah’ın kalemiyle yazdığıdır.” Doğru. Ama ya o kalem, senin eline de verilmişse? Ya seçimlerinle o yazıyı yeniden şekillendiriyorsan? Her seçiminde kader yeniden şekilleniyorsa?
Peki Seçimlerimizde Özgür Müyüz?
İşte bence olay burada biraz karışıyor çünkü bazen öyle şeyler yaşarız ki, bir seçim şansımız yokmuş gibi. Doğduğumuz coğrafya, yetiştiğimiz aile…”Doğduğun ev kaderindir” diye bir söz var ya hani, sanki hayat zaten senin yerine karar veriyormuş gibi. Ama asıl sorun burda başlar. Hangi bakış açısını seçiyorsun?
Hayat sana ne getirirse getirsin; olaylara karşı nasıl baktığın, nasıl karşılık verdiğin işte bu seçimden ibarettir. Yani evet, belki yol bellidir ama o yolu ağlayarak mı yoksa dans ede ede mi geçeceğin sana bağlıdır.
Ya Tesadüfler?
Rastladığın bir cümle, totemler, bir anda alınan kararlar.. Bunlar kaderin sana gönderdiği küçük notlar mı yoksa seçimlerinden ortaya çıkan rastlantılar mı?
Kader ve seçimler birbirinden ayrı değil, bağlantılıdır. Bir dansın iki partneri gibi. Müzik çalar ve dansı kaderle beraber yaparsın. İstediğin adımı atabilirsin, ama kaderle uyumlu olursa dans kusursuz olur. Bazen tökezlersin bazen ritmi kaçırırsın ama dans devam eder. Ve kim bilir, belki de en güzel dans içinden geldiği gibi olanıdır.
Kader Ve Seçimler
Belki de ikisi birden doğrudur, belki de ikisi de gerçektir. Belki de hayat, sana verilen bir hikâyenin içinde kendi cümlelerini yazma hakkıdır. Hayat, ne sadece yazılmış bir senaryo ne de tamamen doğaçlama bir oyun. İkisi arasında gidip gelen bir denge. Tıpkı nefes almak gibi. Bir kısmı otomatik ama bir kısmı da bizim elimizde.
Seçimlerinin yükünü hafife alma ve kaderin taşıyamayacağın yükleri sana vereceğini de sanma. Çünkü belki de kader, sadece senin cesaretle seçebilmen için hazırlanmış bir fon zeminidir.