arkasına dönüp giden bir ayna
kendimi görmeye izin vermeyen
tutkusuna kapılmış, kırılmış bir ayna
yanılmıyordu belki de
tuğla bağlamış kafasına,
çerçevesine sarılmış
sırtına duvarını örmüş
halsiz, çelimsiz bir kum bileşeni
bağıra çağıra konuşur
duymaz kimse
başka bir eşine baksa bile
sonsuzluk dışında bi’ şey görmez
göremez
amacı vardı belki de bilmediğimiz
mazi bir bulantıya ulaşmayı
yasak elmayı yemeyi
hedefliyordu ertesi güne bırakmadan
bilemeyiz
bakma arkana ayna
ziyan olmasın hayallerin
ne de olsa
hemen ölmek yakışmaz sana
