Posted on: Ağustos 26, 2026 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 0

 Mevsimlerden bahar. Önemsiz bir kentin, önemsiz bir mahallesinde bir kedi yaşardı. İsmi Bahar. Kim o adı neden ve nasıl verdi bilinmez. Normalde bir kedinin adı olmazdı; sadece bir insan size isim verirse adınız olurdu. Ona da bir insan isim vermişti muhakkak. Bahar’a sorduğunuzda o söylemezdi. Bir kere sorma fırsatımız olduğunda, cevap vermek yerine uzaklara daldı sadece.

 Bahar neşeliydi, her şeyini ortaya dökerdi, bilirdik onu; açık bir kitap gibiydi. Bir gün Bahar beni yalnız yakaladığında konuşma fırsatı bulduk. Hasbihâllerimiz bitince bana dönüp şöyle dedi:

— Seni severim ve bu mahalledeki en güvendiğim tekir sensin. Sana anlatacağım, adımı kimin, neden verdiğini.

 Heyecanlanmıştım. Hayretle sordum:

— Peki ama neden bugün?

 Bahar gülümsedi, gözleri buğuluydu.

— Bazı olaylar mirastır, vakti geldiğinde sıradaki sahibine teslim edilmelidir, dedi.

 Anlamamıştım o vakit. Kendimi ilk defa önemli biri gibi görmüştüm ve bu duygu gururumu okşamıştı. Bilgiç bir tavırla, “Dinliyorum.” dedim.

Bahar başladı anlatmaya:

— Daha küçük bir kediyken bir adamla karşılaştım. Bilirsin, insanlar dilimizi anlamaz. Adam beni sevdi, kucağına alıp bir apartman girişine oturdu. Onun kucağında otururken kendi kendime, “Acaba kötü bir gününde mi beni kucağına aldı?” diye sordum. Soruma “Hayır.” diyerek yanıt verdi.

 Duyduklarım karşısında şok olmuştum. Sözünü kesip:

— Nasıl olur? İnsanlar dilimizi anlayamaz ki! dedim.

 Bahar sakince devam etti:

— Biliyorum, o sıradan bir insan değilmiş zaten. Nerede kalmıştım… Bana “Hayır.” dedikten sonra ben de şaşırdım. Şaşkınlıkla, “Anlıyor musun beni?” diye sordum. Kafasını sallarken, “Anlıyorum.” dedi. Yüzünde dingin bir ifade vardı. “Kimsin sen, seni daha önce buralarda görmemiştim.” dedim. “Aslında gördün ama fark etmedin.” dedi. Kafam karışmıştı. “Nasıl yani?” diye üsteledim. “Beni göreceğin bir zaman vardır; o zaman geldiğinde herkes gibi sen de beni görürsün.” dedi.

Şifreli konuşuyordu. Yüzümde sert bir ifade oluştu: “Dolambaçlı konuşuyorsun, seni anlamıyorum.” dedim. Sadece gülümsedi. “Peki, adın ne?” diye sordum. “Exterminans.” dedi. “Ne garip bir isim, yabancı mısın?” dedim. Kısa bir kahkaha attı ve “Senin adın ne?” diye sordu. “Kedilerin adı olmaz, bir insan verene kadar adım yok.” dedim. “O zaman adın Bahar olsun.” dedi. “Neden?” diye sordum. “İlkbahar yaşamı, umudu temsil eder; sonbahar ise ölümü ve uykuya geçişi… Hangisi olmak istersen o olabilirsin.” dedi. Ben de, “İlkbahar gibi olayım o zaman, neden ölüm kokan bir ismi alayım ki!” dedim. “Haklısın, bugün senin sonun değil, başlangıcın olsun öyleyse.” deyip gitti. İsmimin hikayesi bu işte.

 Duyduklarıma çok şaşırmıştım.

— Yani bu kadar mı? Anlamadım, peki bu hikayeyi neden bunca zaman gizledin? diye sordum.

— Şimdi tüm çıplaklığıyla görüyorum, ondan anlattım, dedi Bahar sesi titreyerek. Eskiden ilkbahar gibiydim, artık sonbaharım. Bir gün sen de o adamı fark edeceksin.

 Garip bir hikayeydi, “Peki…” diyebildim sadece.

 Aradan iki gün geçti, Bahar ölmüştü. İşte tüm bu olanları, beni kucağına alan ve dediklerimi ilk andan beri anlayan o adama anlattım. Anlatmayı bitirdiğimde, içimi garip bir ürperti kapladı. Hikayenin heyecanından en başında sormayı unuttuğum o soruyu fısıldadım:

— Sormayı unuttum, senin adın neydi?

 Beni şefkatle okşayan el duraksadı. Başını kaldırıp bana baktı ve gülümseyerek:

— Exterminans, dedi…

 

 

Bengi Berfin sakcı

Merhaba, ben Berfin. Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği 1. sınıf öğrencisiyim. Okumaya, araştırmaya ve yazarak öğrenmeye meraklı biriyim. Kendi bakış açımdan şekillenen yazılarımla ben de buradayım.

Leave a Comment