Posted on: Mart 9, 2026 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 3

Hiç uçma yetisini kaybedip defalarca uçmaya çalışan bir kuş gördünüz mü? Ben gördüm. Her defasında yere serildikten sonra artık denemezler bile. O kadar başarısız olmuşlardır ki güçlerini kazandıklarının bile farkında olamazlar. Ve siz ne yaparsanız yapın, onlara uçma cesaretini artık veremezsiniz. Onunla konuşmak işte tam böyle hissettiriyordu. Kendine inancı o kadar yoktu ki onunla konuşurken bir duvarla konuşuyormuş gibi hissediyordum.

Onu yine günler sonra her zaman oturduğu gri pufun üstünde gördüm. Bakışları her zamanki gibi yorgundu. Cildi son gördüğümden beri biraz daha solmuştu. Artık söylediklerimi doğru düzgün dinlemediğini bildiğimden kelimelerimi özenle seçmiyordum.

“Her gördüğümde nasıl daha kötü görünmeyi başarıyorsun?” dedim.

Sırıttı.

“Hiç gülme, durumun gittikçe kötüye gidiyor. Böyle hayat yaşanmaz, yaşanamaz.”

Bir anda gülümsemesi kayboldu. Sonra daha bir derinden, acı bir tebessüm yayıldı yüzüne.

“Böyle yaşayamam, biliyorum,” dedi.

“Ergenler gibi konuşma,” dedim. “İntihar düşünecek kadar yaşamaktan nefret ediyor olamazsın.”

Kahkaha attı ama gülmek için atılan o kahkahalardan değildi bu. Bir süre gözlerime baktı. Öyle bir bakıyordu ki sanki gözlerimden içimi gördüğünü hissediyordum. Gözlerimi kaçırdım. Derin bir nefes alıp söze başladı:

“Sen intihar edenlerin yaşamaktan nefret ettiğini mi sanıyorsun?”

“Başka ne sanacaktım?”

“Asıl,” dedi, “onlar yaşamak için her şeylerini verirler ama ne kadar yaşamak isterlerse yaşadıkları hayat o kadar yaşanmaz gözükür gözlerine. Bence onlar yaşamamak istediklerinden değil, aksine deli gibi yaşamak istediklerinden bütün bu olanlar. Ama korkma, henüz o kadar delirmedim.”

Başta söylediği her şey çok saçma gelse de yavaş yavaş mantıklı gelmeye başladı. Tam lafa girecekken, “Hem deliren ben değilim, sensin,” dedi.

“Ben mi? Ne alakası var?”

Bir şey anlatmak istiyormuşçasına beni baştan aşağı süzdü. İstemsizce ben de kendime şöyle bir baktım. Kılığım kıyafetim gayet yerindeydi. Başımı kaldırdığımda göz göze geldik. Tüylerim diken diken oldu. Sanki birisi tüm vücuduma tek tek iğne batırıyormuş gibi hissettim. Gülmeye başladı. Sesi yavaş yavaş yükseldi. Hem ağlıyor hem kahkaha atıyordu. O kahkaha attıkça ben kendi sesimi duyuyordum. Gözlerimden tek tek yaşların aktığını ve boynuma doğru indiğini hissedebiliyordum. Sanki odadaki eşyalar benle içten içe alay ediyordu. Özellikle karşımdaki ayna ve üstünde oturduğum gri puf bu anı unutmayacak, bir adamın böylece kendisiyle konuşmasına insani duyguları varmışçasına içten içten güleceklerdi.

Vehbi Buğra ÇÖREKÇİ

Selamlar, ben Buğra. Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde lisans öğrencisiyim. Bu satırları okuduğunuza göre sizden bir farkı olmayan sanat ve edebiyat ilgilisiyim. Düşüncelerimizin kelimelerle vücut bulduğu nice yazılarda görüşmek üzere.

3 People reacted on this

Leave a Comment