An gelir susar heves, der Attila İlhan. Sadece heves mi susar? Zaman durur o an, hayatın ritmi birden kesilir; gözler dolar, farkındalık başlar. Önündeki çorba yarım kalır, boğazındaki o yumru izin vermez bir yudumun geçmesine. Yutkunmaya çalışırsın ama başaramazsın. O sırada yalnızlığın, zihnini kurcalamaya başlar. Yanında biri olsun istersin, tek tek içinden geçirirsin isimleri; belki bir kaç telefon denemesi yaparsın, sonra meğer kimsem yokmuş dersin. Onca kalabalığın, paylaşılan onca kahkahanın içinde sen aslında yapayalnızmışsın. Bir kıyas başlar içinde, benim yoksa kimin var diye. Neden başkalarının sığınacak sağlam limanları, çalacak kapıları varken senin sığınağın kâğıttan bir ev gibidir. Kıskançlık sarar bedenini küçük bir fareye karşı. Zihnin öyle kör bir noktaya çekilir ki sokaktan sessizce geçen, bir delikte kendi hâlinde yaşayan küçük bir fareye karşı bile bir imrenme duyarsın. Çünkü onun bile bir yuvası, ait olduğu bir kovuğu vardır ama senin ruhun koskoca dünyada evsiz kalmıştır. Hissedilen bu yalnızlık, zamanla bir beklentiye dönüşür. Her ne kadar kimseye ihtiyaç duymuyorum desen de içinde inkâr edemeyeceğin çocukça bir heves vardır, bir değer arzusu. Sonra lütfedip hatırlar seni kimselerin, içindeki karanlığı dağıtıp bir anlığına sevinmeye kalkarsın. Ama o gün yoktunuz diye dank eder kafana. Boğazındaki yumruyla başbaşa kaldığın o gün, kimse yoktu yanında. İhtiyaç anında uzanmayan bir el, fırtına dindikten sonra gelse neyi iyileştirebilir? Geç kalmış bir ilgi, hiç var olmayanından daha ağır bir his bırakır yüreğinde. O an dersin ki kimsesizlik, yalnız olmaktan çok daha fazlasıymış. Kimsesizlik; etrafın insanlarla doluyken bile o insanların sende bir karşılığının kalmaması, senin de onlarda sadece fuzuli bir detay olarak kalmanmış. Günün sonunda sadece kendi öz varlığından medet umarsın ve kimsesizliğine sarılıp uyursun. Dilerim, gecikmiş hatırlayışlara kırılmayı, boğazındaki yumruya alışmayı ve yarım kalan çorbaları soğutmadan içebilmeyi öğrenirsin.

Yasemin Fatmanur aydın
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğrencisi; kitaplar, edebiyat ve toplumsal gözlemler üzerinde kalem oynatmaktan keyif alıyor. Düşüncelerini kelimelere dökerek Hukukçu Geyiği Terminal okurlarıyla paylaşıyor.