Posted on: Ağustos 11, 2025 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 0

SON HAYKIRIŞ 

Yağmurun toprağa aşkı gibiyse hislerin Ben bir çöl idim zifiri gözlerinde Çınarcasına gürse sevdanın tasviri Kuru bir dal idim kokulu ellerinde Kan kırmızısı gözler dikilircesine semaya  Sirayet ediyordu anbean hüsran Beklerken bir cevap bir kurtuluş hüdadan Sevk ediyordu yarimi başkasının koynuna Nefes almaya bile aciz iken bedenim Akan yaşlarım ne denli güçlü ve de canlıydı Felek bile engel olamazken düşlerime Sevgim duam gibi karşılıksızdı Emre Can YÜCE Merhaba. Ben Emre…

Posted on: Ağustos 4, 2025 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 0

DİĞERİ 

   “Soğuk erken gelmiş bir kış rüzgarı kadının üstüne esti, etrafında sadece ölü yapraklar döndü çılgınca.”    Kendimde çoğu aşağılık hareketi barındırmadığımı, içten gelen bir tiksintiyle, ayrıca bir çabaya gerek duymadan onlardan yüz çevirdiğimi biliyordum. Yine de hayatın hiç beklemediği bir vakit, insanı kendine yabancılaştırıp düşman kıldığını anlar olmuştum zamanla. Bu yüzden kendime karşı şüpheciliğimin, yaşama olan güvensizliğimin sonu yoktu. Ki zamanla haklı çıktım ve bu korkunç farkındalık bile beni ondan uzak…

Posted on: Temmuz 28, 2025 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 0

AYNA

arkasına dönüp giden bir ayna kendimi görmeye izin vermeyen tutkusuna kapılmış, kırılmış bir ayna yanılmıyordu belki de tuğla bağlamış kafasına, çerçevesine sarılmış sırtına duvarını örmüş halsiz, çelimsiz bir kum bileşeni bağıra çağıra konuşur duymaz kimse başka bir eşine baksa bile sonsuzluk dışında bi’ şey görmez göremez amacı vardı belki de bilmediğimiz mazi bir bulantıya ulaşmayı yasak elmayı yemeyi hedefliyordu ertesi güne bırakmadan bilemeyiz bakma arkana ayna ziyan olmasın hayallerin ne…

Posted on: Temmuz 21, 2025 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 0

YENİ ÇAĞIN ÖZNESİ

   Çağımızın birey anlayışı oluşmaya başlamadan önce Orta Çağ felsefesinde insan, tanrının suretinin alelade bir yansımasıdır. Günahkar olarak tanrı katından düşen insan, ancak tanrının emirlerini yerine getirerek günahlarından kurtulur. Dolayısıyla insan, kendi aklıyla doğruya ve hakikate ulaşamaz; ancak tanrıya itaat ederek ulaşabilir. Orta Çağ’ın  skolastik düşünce ile temellendirilen insan anlayışı, yerini rönesans döneminin başlaması ile hümanizm ve çağdaş birey anlayışının temeli olan soyut insan anlayışına bırakmıştır. Birey temelli anlayışın ilk pratikleri;…

Posted on: Temmuz 14, 2025 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 0

Seçimler mi kaderi yaratır, yoksa kader mi seçimleri yazmıştır?

Aslında her şey bir seçimle başlar. Gözümüzü açtığımız sabahı yaşamak bile istemsiz bir seçimdir. Bugün ne giyeceğim, kahve mi alayım yoksa çay mı içeyim, oraya mı gitsem yoksa buraya mı gitsem…Ufacık gibi görünen ama kelebek etkisi gibi hayatımızın yönünü değiştirebilecek onlarca seçim. Öyleyse dalalım bu sorunun derinliklerine: Biz mi seçiyoruz gerçekten yoksa zaten seçilmiş bir yolun içindeki figürler miyiz? Asla basit bir soru değil çünkü düşündükçe farklı kollara ayrılıp farklı…

Posted on: Temmuz 8, 2025 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 0

LAVİN

Ne olduğunu biliyor musun canımın içi?  Ömrümüzün en güzel yıllarında  Sıkışıp kaldık belirsizlik girdabında  Arafın en sessiz fırtınalarından geçtik Çöllerde susuzlukla, umutsuzlukla kavga ettik Canımızı parçalayıp yoldaşlarımıza pay ettik Onlar bizi yarı yolda bıraksa da Denizlerde köpek balıkları bekledi bizi Biz denize ulaşamasak da  Oturup beklediklerinden emindik  Ağızları açık, tuzağa düşürmekten zevk alacaklardı  Bazılarına yem olduk, bazen onların karınlarında  Kör karanlıkta kaldık  Sesimiz yankılandı o kas yığınlarında Haykırmak da ne…

Posted on: Mayıs 27, 2025 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 0

SİYAH TUVAL

Kapatın gözlerinizi. Karşınızda duran bu simsiyah tuvalin tadını çıkarın. Çizecekleriniz tamamen sizin zihninizin birer ürünü, yeni olgunlaşmış meyveleri olacak. Tamamen size ait bu karanlıkla ne yapacağınız size kalmış. Hafızanızın derinine indiğiniz şu anlarda, karşınıza çıkanlar ya hayal ötesi bir sahne ya da eskiden yaşanmışlıkların sonucu önünüze çıkan birer anı tohumu olacak. Kim bilir belki de farkına bile varmadan gelecekten izler taşıyan bir dizi örüntüyü resmedeceksiniz bu karanlıklar içindeki tuvale. “Bir…

Posted on: Mayıs 14, 2025 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 0

ZARAFETE HASRET

Kabarır günün ortasında kıstırılmış hayallerimiz  Ta ki akşamına uğramadan kalbimizden çekip giderek  Provasız bir oyundu meselemiz, daha ne ki bu? Cümbür cemaat toplanır, diziliriz bir sıra boyu,  Ertesi güne kalmadan loş ışığa sürükleriz kendimizi.  Fakat aşikar değil miydi kendimizi kandırdığımız, Yutkunamaz, işitemez bir hale tutunmuşuz.  Daha ne söylenir? bilemiyorum arkadaşlarım. Girdaptan mı çıkmışız, bunaltıya mı kapılmışız? Toyca bir seçimdi bu zamana kadar yaptıklarımız,  Belki de tesadüftür, dillendirir dururuz. Esirgemeyiz kendimizi…

Posted on: Mayıs 9, 2025 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 0

TEMBELLİĞE ÖVGÜ

İnsanlık son yüzyıllarda çılgın bir aşkla savaşıyor. İktisatçılar, felsefeciler, ahlakçılar ve daha nicesi bu çılgınlığı övmek ile meşgul. Kapitalist uygarlığın hüküm sürdüğü dünyada insanı yitiren, bıktıran ve hatta kişiliğinin kaybolmasına sebep olan bu çılgınlığın adı çalışma aşkı. Bıkmadan, yılmadan, usanmadan çalışmamız üretmemiz isteniyor. Sermaye dediğimiz olgu, gökten inmediğine göre sermayenin birikmesinin yolu emeğin sömürülmesidir. Ne kadar az tembellik hakkımız varsa o kadar çalışma zorunluluğumuz vardır. Biz ne kadar çalışırsak emeğimiz o…

Posted on: Mayıs 6, 2025 Posted by: Hukukçu Geyiği Editör Ekibi Comments: 0

Sessizlik mi, Derinlik mi?  “Hayat” Üzerine Bir Eleştiri

Zeki Demirkubuz(d.1964,Isparta), Türk sinemasının en kendine has yönetmenlerinden biri. Sinemasını, kendi hayatının ve gözlemlediği gerçeklerin filtresinden geçirerek oluşturan bir anlatıcı. Genç yaşta hapishaneye düşmesi, Dostoyevski’yle orada tanışması, varoluşçu düşünceye ilgisi ve sokaktaki insanı anlatma arzusu onun sinemasının temel yapı taşlarını oluşturuyor. “Masumiyet”, “Kader”, “Yeraltı” ve “Yazgı” gibi filmlerinde, toplumun kıyısında kalmış insanları, suskunlukları, pişmanlıkları, kıskançlığı ve ihaneti tüm ”çıplaklığı” ile göz önüne seriyor. Onun sineması, abartılı dramatizasyonlardan, büyük sözlerden ve…